TÜRKİYE’NİN SİYASİ İNTİHARI, YENİ OSMANLI TUZAĞI

0
287

200 YILDIR BAŞIMIZA GELENLER BİRBİRİNİN AYNI AMA BİZ HALA UYANMADIK

Osmanlı 1830’da ABD ile “Ticaret ve Seyrüsefer Anlaşması” imzaladıktan sonra İngilizlerle Gümrük Birliği benzeri 1838 “Balta Limanı Anlaşması” imzalayarak yarı sömürge sürecine girmiş; Avrupa uyum yasaları benzeri 1839 Tanzimat fermanı ile cürüme hazırlanmış, 1854 de yabancı devletlerden borç almaya başlayan Osmanlı. Kısa sürede yabancı güdümünde bir yarı-sömürge devleti konumuna düşmüştür. Günümüz Türkiye’sini çok andıran bu çözülüş ve çöküş sürecini daha iyi kavrayabilmek için, Fransız Devrimi’nden sonra Avrupa ve Rusya’da olup bitenleri Osmanlıyla ilişkileri yönünden değerlendirmemiz gerekir. Bu yazıyı kaleme alırken özellikle Cengiz Özakıncı’nın “Türkiye’nin Siyasi İntiharı, Yeni-Osmanlı Tuzağı” isimli kitabından ve daha önce bu köşede yazdığım yazılarımdan yararlandım. Günümüz Türkiyemsinde Avrupa Birliğine girmek uğruna yabancılara toprak satıldığını gördükçe, 10 Haziran 1967 ‘de Osmanlı’nın Avrupa Devletler Konseyi’ne girmek için düştüğü tuzağa Cumhuriyet Türkiyesinde de düşüldüğünü görüyoruz. Bu gün küresel bölücülüğün Ortadoğu’daki adı “Yeni Osmanlıcılık” Gerçekten de “Osmanlı Düzeni” adıyla Müslüman Türk’e sevimli gösterilerek uygulanması özendirilen düzen, Osmanlı’nın yıkılmasına neden olan düzenden başkası değildir. 60 Yıllık Osmanlıcılığın sonu “Hasta adam Türkiye” The Wall Street Journal’in 16.02.2005 günlü sayısında aşağıdaki gibi tarif ediliyor:  “Türkiye kolayca ikinci sınıf ülkelerin safında yer alabilir; Dar kafalı, paranoyak ve Amerika ile dostluğu bitmiş, Avrupa’da sevilmeyen ülke. Yıllardır; “Ilımlı İslam’a geç”, İslam Ülkelerinin önderi ol”, “ Birleşik Ortadoğu Federasyonu kur”, Osmanlı Millet Düzenine geç” Osmanlı eyalet sistemine dön” , “Türk- Kürt Federasyonu kur”, “Türk- Yunan Federasyonu yap” , “ İstanbul Merkezli Yakın Doğu Federasyonu” gerçekleştir diyerek Türkiye’yi ulus devlet ve laik demokratik cumhuriyet ilkelerinden uzaklaştırdılar. Osmanlı hangi güçler tarafından, neden ve nasıl yıkıldıysa, Türkiye Cumhuriyeti’de aynı güçler tarafından, aynı nedenlerle, aynı yöntemlerle ve aynı biçimde yıkılışın eşiğine getirilmiştir. Vakit azalmaktadır ve önümüzdeki tek ışık Atatürk’ün bölgesel politikası ve dünya görüşüdür. Hakkari’den Edirne’ye, Trabzon’dan Antalya’ya,; dedesinin kim olduğunu ve nereden geldiğini takmayan , bir vakit, beş vakit namaz kılan, veya kılmayan, başörtülü veya mini etekli, bu vatan diyen herkes Ahlaki şuurda Hz. Muhammed Mustafa, Milli Şuurda Mustafa Kemal düsturu ile bir araya gelmek mecburiyetindedir. Rahmetli Mehmet Akif Ersoy’un ifadesi ile “Allah Müslüman Türk Milletine yeni bir İstiklal Marşı yazdırmasın.”

CEVAPLA