“Memur-Sen’e Davet, Tercihiniz “Evet”

0
495

Dün Öğretmenler Evi’nde “Memur-Sen’e Davet, Tercihiniz “Evet” sloganıyla yola çıkan Polatlı Memur-Sen buluşması gerçekleşti. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Sonrasında referandum hakkında konuşmalar yapıldı. Programa, Memur-Sen İl Başkanı Mustafa Kır, Eğitim-Bir-Sen İlçe Temsilcisi İrfan Aytekin, Genel Başkan Yardımcısı ve Toç-Bir-Sen Genel Başkanı Günay Kaya, Polatlı Hak-İş konfederasyon İlçe Temsilcisi Yener Öztürk, Onursal Genel Başkanı ve TBMM İdare Amiri Ahmet Gündoğdu, Polatlı AK Parti İlçe Başkanı Aysel Demir, Polatlı Milli Eğitim Müdürü Alican Kılıç.Polatlı Müftüsü Mehmet Muslu katıldı.

MEMUR-SEN KARARINI “EVET “ OLARAK AÇIKLADI

Dün Öğretmenler Evi’nde “Memur-Sen’e Davet, Tercihiniz “Evet” sloganıyla yola çıkan Polatlı Memur-Sen buluşması gerçekleşti. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Memur-Sen İlçe Temsilcisi ilk konuşmasında şu ifadelere yer verdi.

“Ne zamanki Memur-Sen bir inisiyatif aldı, işte o zaman hizmet etmeye başlamış olduk. En son Hükümetle yapılan toplu sözleşme ile memurumuza tam 214 kazanım hediye edilmiş ve daha da fazlası için çalışmalarımız devam etmektedir. Teşkilat olarak milletten, insanlıktan, özgürlükten, adaletten ve huzurdan yana sorumluluk alamaya devam ediyoruz. 15 Temmuz paralel ihanet çetesinin kalkışmasıyla, tankların, mermilerin önüne korkusuzca atlayan bizler, yine aynı heyecan ve aynı dik duruşla haykırıyoruz ki, biz Memur-Sen’ler olarak 15 Temmuz’un nöbetçisi 16 Nisan’ın “Evet”çisiyiz diyoruz.

Ardından Memur-Sen İl Başkanı Mustafa Kır şunları söyledi. “Bu toplantının 16 Nisan 2017 günü “Evet”lere vesile olmasını temenni ediyorum. 18 Şubat 2017 gününden itibaren, Memur-Sen Genel Merkezimizin aldığı bir kararla 81 vilayette, 100’den fazla ilçede, 1 milyon 111 üye, “Memur-Sen’e Davet, Tercih Evet” temalı toplantılarımız sürüyor ve 16 Nisan 2017 gününe kadar da bu toplantılarımız hızla, hararetle, aşkla, şevkle devam edecektir. Memur-Sen gerçekten ülkemizin ve dünyanın en önemli sivil toplum kuruluşlarından birisidir. Özellikle milletimizin hissiyatına tercüman olan, milletimizin üzerine çöken kara bulutları dağıtmak üzere Genel Başkanı’ndan üyesine kadar kendisi sorumluluk hiiseden ve her türlü fedakarlığı gösteren, taşın altına elini kolunu değil başını sokan bir anlayışın sahipleridir.

Her zaman olduğu gibi Onursal Genel Başkanımız, sayın Ahmet Gündoğdu’nun önderliğinde, 28 Şubat sürecini müteakiben ve özellikle 28 Şubat’ta hepinizin bildiği gibi, savunan adam Necmettin Erbakan, 54. Hükümetin Başbakanı, İmam Hatip Liseleri, Kur-an Kursları ve ramazanda davet-i iftar sofralarına davet eden kimseler, laiklik karşıtı eylemlerin odağı gösterilerek iktidardan uzaklaştırılması, daha sonraki süreçlerde İmam Hatip Liselerinin orta kısımlarının kapatılması, Kur-an kurslarının kapatılması, kat sayı adaletsizliği, sorgusuz sualsiz Devlet Kurumlarındaki kadınlarımızın görevlerinden uzaklaştırılması ve hepsinden önemlisi de kızlarımızın üniversite kapılarından ağlatarak geri gönderilmesi, eğitim-öğretim ve çalışma haklarından mahrum bırakılması dolayısıyla Memur-Sen camiası olarak her zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünü, Danıştay önünü, Hükümet Binalarının önünü hep eylemlerle mesken olarak kullandık. Yine Genel Başkanımızın öncülüğünde başlatılan sivil itaatsizlik eylemiyle birlikte 12 milyon 300 bin üye toplayarak her kamu kurumunda çalışan hem üniversitelerde baş örtüsü yasağını, hükümetinde buna olumlu cevap vermesiyle birlikte sonlandırdık.

Ne yazık ki 27 Nisan gibi, Gezi eylemleri gibi bir takım eylemlerle netice alamayan, Dış mihraplara bağlı FETÖ kalkışmasıyla son olarak netice almaya çalışanlara, başta Polatlılı kahramanlar olmak üzere, ülkemizin her tarafından milletimiz, 7’den 70’e bütün dünyaya örnek olarak şekilde cevaplarını verdiler ve bir daha darbeye kalkışamayacak derecede hadlerini bildirdiler. Bu milletimiz için çok önemli bir dönüm noktası olmuştur. Yine bir 15 Temmuz kadar önemli olan 16 Nisan 2017 günü hep birlikte bir görev ifa etmek üzere hepimiz alanlara döküldük. Bu gerekten milletimiz için hayati derecede önemlidir. Bana göre 35 yıldan beri değiştiremediğimiz Anayasa değişikliği İnşallah “Evet” oyuyla sonuçlanmasıyla birlikte, baskıcı, dayatmacı, tek tipçi, darbe anayasası değişecektir diye düşünüyorum ve öyle olması gerekir. Avrupa’ya bir şey demiyorum bu ara çok azar işitiyorlar bir de ben azarlamayayım onları. İnşallah 16 Nisan’da aklımızı kullanırız, “Evet”le neticelenmesini temenni ediyorum.” Diye konuştu.

Bu konuşmaların ardından Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Toc Bir-Sen Genel Başkanı Günel Kaya şunları söyledi.

“Batı’yla yaşadığımız paradoksal sorun, bugünün sorunu değil, belki 100 yıllık sorun. Bugüne yansıyan sadece bugün ki 2017 dili ile Batı’nın bize konuşma üslubudur. Batı’nın arka planına baktığınız zaman Batı sizi hiçbir zaman bir insan olarak, bir millet olarak görmemiştir. Batı, uygarlığımıza da medeniyetimize de saygı duymamıştır. 1453’te biz dünyanın rotasını kırdık, millet olarak, devlet olarak Batı’ya karşı en büyük tokadımızı vurduk. Bugün milletimize baktığımız zaman, ülkemizin etrafı ateş çemberi. Bugün siyaseti konuşamayacağımız, yaşamı konuşacağımız bir gündür. Çanakkale neyse, Kurtuluş Savaşı neyse aynen o şartları yaşadığımızı düşünüyorum. O günkü ecdadımız farkındaydı biz bugün belki onun farkında değiliz. Amerika’ya, Rusya’ya, Almanya’ya bakalım, etrafımız ateş topu. Yer, gök artık uyanık, bizim uyumamız tarihte emsali görülmemiş bir talihsizlik olur. Tüm bunlar için Memur-Sen bir şanstır biz fırsattır, Türkiye için, milletimiz için. O bakımdan her bir Memur-Sen’li kardeşim, hem bu ülkenin umududur hem de aydınlık yarınıdır. Biz bu ülkenin en eğitimli, en birikimli kesimiyiz.

Millete dönük, ülkeye dönük, tarihe dönük ne varsa Memur-Sen’lileri ilgilendiriyor. 16 Nisan bir politik karar, siyasal karar, AKP-CHP arasındaki bir mesele değil, Tayyip Erdoğan meselesi değil, milletin, ülkenin, tarihin meselesidir. Bu yüzden politik bir mevzu olarak değil hayati bir mevzu olarak bakıyoruz. Yakın tarihimize bakalım. 1876’da Abdülaziz’i tahttan indirdiler birinci darbemiz odur, Balkanlar’ın yarısını kaybettik. 1908’de Abdülhamit’i tahttan indirdik, topyekûn imparatorluğu kaybettik. 1913 Bab-ı Ali baskınıyla Balkanlar’ın tamamını kaybettik.

16 Nisan Menderes’in hesabını sormaktır. 16 Nisan o hesabı görmektir, görecek miyiz? Görmeyecek miyiz? Melese budur. Şimdi AKP döneminde Türkiye bir şeyler yapmaya çalışıyor, önü kesiliyor. Bugün biz “Evet” kararı alıyoruz, bu tarihi bir karardır, 17 Nisan’da herkes görecek ama bugünden görmek zaten farklı olmaktır. Memur-Sen olarak millet için, ülke için, tarih için ne gerekiyorsa 1 milyon üyemizle bir ve beraber olarak şunun peşindeyiz. Devleti milletin değerleriyle buluşturan, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin sonuna kadar arkasındayız. Bütün darbeler millete bedel ödetmiştir. 15 Temmuz’da, bu millet 5 saat sonra cuntacıların contasını bozdu. 15 Temmuz, bir darbenin ötesinde bir işgal, bölme hareketidir. Ben Günay Kaya olarak, millete hep güvendim. 16 Nisan’da “Evet” bekliyorum.” Dedi.

Daha sonra Polatlı Hak-İş Konfederasyonu İlçe Temsilcisi Yener Öztürk şunları belirtti.

“Türkiye’nin bu Anayasa ile özgür dünyada gideceği herhangi bir yol kalmamıştır. Hak-İş Konfederasyonu olarak, çalışanlar adına Türkiye’nin değişmesini ve dönüşmesini istiyoruz. Türkiye’nin değişmesinin ve dönüşmesinin yolunun, demokratik hak ve özgürlükleri daha da geliştiren yeni bir Anayasadan geçtiğini biliyoruz. Türkiye’nin demokratikleşme yolunda attığı adımlar ve yeni Anayasa çalışmalarını her zaman ve her platformda dile getiren Hak-İş Konfederasyonu olarak, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılacak olan Anayasa değişiklik referandumunu Türkiye ve geleceğimiz için önemli bir dönemeç olarak değerlendiriyor, Anayasa değişikliğine tam destek, geleceğimiz için “Evet” diyoruz. Ülkemizi seviyor, ülkemizin potansiyeline güveniyoruz. Türkiye’nin istikrarını önemsiyoruz. Yönetim krizlerinin olmadığı, kaynaklarımızın israf edilmediği, siyasi istikrarların egemen olduğu bir yönetim sisteminden yanayız. Hak-İş olarak ülkemizin aydınlık geleceğine inanıyoruz, 16 Nisanda halkımızı ve teşkilatımızı geleceği için sandığa gitmeye, oyunu kullanmaya davet ediyoruz. Her zaman Türkiye’nin istikrarından yan olan Hak-İş Konfederasyonu, bu anayasa değişiklikleri referandumunda da istikrardan yana tavır alacak, Anayasa değişikliğine tam destek, geleceğimiz için “Evet” Diyecektir” Dedi.

Ardından Onursal Genel Başkanı ve TBMM İdari Amiri Ahmet Gündoğdu sözlerini şöyle sürdürdü “Önümüzde bir paket var. Bu bir siyasi parti seçimi değil. Bu seçimin telafisi yok. Bu seçim, gezi ruhuyla Çanakkale ruhunun ilham kaynağı olarak yansıdığı 15 Temmuz ruhunun mücadelesidir. Ya Çanakkale ya da gezi ruhu galip gelecek. Pakete yönelik, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı üç temel itiraz gerekçesi var. Bunlara bir bakalım ne kadar doğru? Rejim değişiyor, vatan bölünecek. Eğer Kılıçdaroğlu’nun rejim değişikliğinden anladığı şey, bir daha CHP diktatörlüğünün geri gelme ümidi ise, o rejim 1950’de çok partili hayata geçince bitmiştir. Demokratik rejimi kastediyorsa 1923’de rejimini değiştirmiş ve bunun bir daha değiştirilmesine asla müsaade etmez. Çünkü Anayasanın rejimle ilgili ilk dört maddesi, bunları ne bugün ne yarın ne dün değiştirilmesi teklif edilmedi, edilemez. O zaman teknik bir konuyu burada açıklığa kavuşturmak lazım. Bir devlet modeli vardır, bir hükümet modeli dünyadan. Devletlerin modeli o ülkenin rejimidir, hükümet bu denli hükümet sistemidir. Amerika’nın Devlet modeli federasyondur, hükümet modeli Başkanlıktır. Almanya’nın Devlet modeli federasyondur, hükümet modeli parlamenter sistemdir. Türkiye’nin Devlet modeli demokratik cumhuriyettir, hükümet modeli bu güne kadar parlamenter sistemdi, bu günden sonra inşallah Cumhurbaşkanlığı sistemi olacak. Bu paketin vatanı bölme diye trilyonda bir bile olsa doğruluk payı varsa, o zaman gecenin sorusu şu. Neden vatanı bölmek için PKK’lı, HDP’li hainler “Evet” değil de “Hayır” diyorlar? Bu soruları çoğaltmak mümkün. Diğer “Hayır” gerekçesi, “Egemenlik, milletten alınıp saraya devrediliyor” Diyor Kılıçdaroğlu. Kılıçdaroğlu’na soruyorum. %99’u Müslüman olan bu ülkede, Tanrı Uludur diye okutulurken egemenlik millete miydi?  Camiler ahıra dönüştürülürken millette miydi? Menderes ipe götürülürken millette miydi? Erbakan Hocamın 4 partisi kapatılırken millette miydi? Asla değildi. Neden “Evet” dediğimizi 3 madde de açıklayayım. Legal siyaset bile olsa, milletin seçtiği Cumhurbaşkanı, Başbakanlar bile olsa, birbirleriyle kavga etmemeleri için evliya olmaları gerekir dedirtecek kadar, yürütmede çift başlılığı sona erdirmek için. Siyasetçileri millet seçer ama milletin seçtiklerini ve meclisi darbecilerin darbe gerekçesi yapmasına müsaade etmemek için. Milletin vergisiyle maaş alıp, o maaşla taktığı rütbeyi millete ihanete döndüren paşalar, meclisin kapısına defalarca kilit vurmuş. Kenan Paşa’nın darbe yaptıktan sonra, bir soldan bir sağdan asın dediği gençlerin baya bir kısmını, hakimler, yaşı 16-17 olduğu için mahkeme kararıyla büyütüp, asılmasına aracılık etmiştir. Hani yargının görevi Türk milleti adına karar vermekti? Hani masumiyet önemliydi? Hani evrensel hukuk geçerliydi? Bütün mesele, patron kim olacak sorusuna cevap aramaktır. 1924’ten 2017’ye kadar patron kim sorusunu sorduğumuzda, bazen Kenan Paşa, bazen 60 hainleri, bazen Ergenekoncular… Ama tamamının arkasında Avrupa ve Amerika var mı? Var. Apo’yu teslim ettiği gün, FETÖ’yü yayına süren uluslararası şer odaklarına bakmak lazım. “Hayır”lı günler, “Hayır”lı geceler, “Hayır”lı referandumlar. Dini kavramlar baya dökülüyor. Tavsiyem, 16 Nisan’dan sonra da kullanmaya devam etsinler. Sorun, madem dini kavramları seçimde kullanmak sakıncalı değil, bana göre değil, o zaman neden 1 Kasım’da bizim “Haydi Bismillah” sloganımızı yargıya götürüp iptal ettirdin? Dün, gezi zekalıların heyetinin içerisinde CHP’li vardı. 11 ağaç kesilme bahanesiyle kıyamet kopardılar, zannettik ki iktidarı yüz on bin ağaç dikme cezasıyla cezalandıracaklar. Böyle cezaya can kurban. Hiç ağaç geçmedi. Üçüncü köprü iptal edilsin, Kanal İstanbul, Marmaray iptal edilsin… Allah’tan şu ana kadar Çanakkale Köprüsü’ne CHP hayır demedi. Diyebilir mi? Diyemez, 16 Nisan geliyor. “Evet” kavramı da bizim, “Hayır” kavramı da bizim. Önemli olan, neye “Evet” diyorsun, neye “Hayır” diyorsun? Size birisi, “Bu vatanı ele geçirmek isteyen hainler var, fırsat verecek misin?” Diye sorarlarsa, kesinlikle “Hayır” diye haykırın ama size birisi “15 Temmuz’da taşladığımız şeytanları diriltmemek için “Evet” demeye var mısın? Diye sorarlarsa, “Evet” Diyeceksiniz. ” şeklinde konuştu.  Haber Merkezi

CEVAPLA