13 EYLÜL 1921 SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ ZAFERİ BÜYÜK TÜRK MİLLETİNİN VE KAHRAMAN TÜRK ORDUSUNUN YENİDEN DİRİLİŞİ VE VAROLUŞUNUN ADIDIR

0
423

″Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz.“

26 Ağustos 1921 Büyük Millet Meclisi Başkanı  Başkomutan Mustafa Kemal Bundan tam 96 yıl önce bugün Yunan Ordusunun Anadolu işgalini durduran ve kilitleyen Türk Ordusu ile dünyanın en büyük, en kanlı ve en uzun Sakarya Meydan Muharebesi zaferinin kazanılmasını sağlayan Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları ile şehit ve gazilerimizi bu vesileyle gurur ve saygıyla anıyoruz.

YABANCI YAZAR VE DÜŞÜNÜRLER SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİNİ ŞÖYLE TASVİR EDİYORLAR:

Ünlü tarihçi Toynbee diyor ki: ”Bu savaş 20. yüzyılın en büyük savaşlarından biridir.“
Gazeteci Claire Price da şöyle diyor:”Batı 200 yıldan beri ihtiyar Osmanlı Devleti´ni parçalamaya çalışıyordu. Fakat Sakarya´da Türk´ün kendisiyle karşılaşmış ve ona dokunduğu anda tarihin yönü değişmiştir. Tarih bu olayı devrimizin en büyük olaylarından biri olarak kaydedecektir.“

TÜRK ORDUSU ESKİŞEHİR SAVUNMA HATTINDAN NEDEN SAKARYA NEHRİ DOĞUSUNA ÇEKİLDİ?

İnönü´de ikinci kez yenilen Yunanlılar, ordularını güçlendirmek amacıyla kuvvetlerini artırmışlardı. Türk Ordusu ise henüz hazırlıklarını tamamlayamamış, yurdun bütün kaynaklarından faydalanma imkânını bulamamış Ancak 2. İnönü Savaşından sonra, Güney Cephesi kaldırılmış, Güney ve Batı cepheleri birleştirilmişti. Böylece Batı Cephesinde daha fazla kuvvet toplamak imkânı sağlanmıştı.

Yunanlılar, 10 Temmuz 1921´de iki ayrı cepheden taarruza geçerek Türk Ordusunu yok etmek istediler. Desteklenmiş kuvvetleriyle güçlü bir şekilde ilerlemeyi başardılar. Türk Ordusu, zor durumdan kendisini kurtarmak amacıyla Eskişehir´e kadar çekildi. Mustafa Kemal Paşa, 18 Temmuz 1921´de Batı Cephesi karargâhına geldi ve durumu yakından görüp inceledi. Ordunun düzenlenip kuvvetlendirilmesi için, Sakarya´nın doğusuna kadar çekilmesini gerekli gördü. Bunun üzerine, Türk Ordusu, 25 Temmuz 1921´de taktik savunma yapmak amacıyla Sakarya´nın doğusuna çekildi.

Mustafa Kemal Paşa 18 Temmuz 1921 tarihinde İsmet Paşa´nın Eskişehir´in Güney batısında Karacahisar da bulunan komuta merkezine giderek, durumu yakından inceledikten sonra İsmet Paşa´ya genel olarak şu direktifi vermiştir.

″Orduyu, Eskişehir´in kuzey ve güneyinde topladıktan sonra, düşman ordusuyla aramızda büyük bir açıklık bırakmak gerekir ki, orduyu derleyip toparlamak ve güçlendirmek mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya´nın doğusuna kadar çekilmek yerindedir. Düşman hiç durmadan takip ederse, hareket üssünden uzaklaşacak ve yeniden ulaştırma hatları kurmaya mecbur olacak; herhalde beklemediği birçok güçlüklerle karşılaşacak; buna karşılık bizim ordumuz toplu bulunacak ve daha elverişli şartlara sahip olacaktır. Bu şekildeki çekilişimizin en büyük sakıncası, Eskişehir gibi önemli yerlerimizi ve birçok topraklarımızı düşmana bırakmaktan dolayı kamuoyunda doğabilecek manevi sarsıntıdır. Fakat kısa zamanda elde edebileceğimiz başarılı sonuçlarla, bu sakıncalar kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Askerliğin gereğini, tereddüt etmeden uygulayalım. Başka türden sakıncalara karşı koyabiliriz.“

SAKARYA NEHRİ DOĞUSUNA ÇEKİLEN TÜRK ORDUSUNUN HAZİN DURUMU

  1. Kemal Paşa İsmet Paşa ile konuşmak için Polatlı´ya geldi. İsmet Paşa´nın küçük odasında durumu gözden geçirdiler.
    Sonuç belli olmuştu. Ordu, 1.643 şehit, 4.981 yaralı ve 374 esir vermiş, 18 top, 47 ağır, 34 hafif makineli tüfek kaybetmişti. Elde yalnız 28.825 tüfek kalmıştı.

Gerçek buydu.
“Kaçak sayısı?”
“Tam sayı belli oldu. Şaşırmaya hazır ol: 30.809.”
“Neee?”
“Üstelik bunların 30.122´si de tüfeği ile kaçmış. O yüzden elimizde az tüfek kaldı.”
“Ordunun yarısı bu!”
“Ne yazık ki evet. ”
M. Kemal isyanla ayağa kalktı:

“Anadolu´yu yüzlerce yıl, yalnız canına ve malına ihtiyacın olduğu zaman hatırlarsan, bunun dışında kaderine terk ve cehalete teslim edersen, sonuç tabii böyle olur. İnsanlarımızı okutmamış, bilinçlendirmemiş, kafalarını ve yüreklerini milli bir terbiyeden geçirmemişiz ki. Cami okullarında ve medreselerde, ne tarih, coğrafya dersi verilir, ne de vatan, millet nedir öğretilir. Bu yüzden iki yıldan beri düşman kadar, cahil, gafil ve hainlerle de uğraşıyoruz. Komutanlar bu sefer çok dikkatli olsunlar, bozgunculara fırsat verilmesin.”

“Başüstüne.”

TÜRK ORDUSUNUN SAKARYA NEHRİ DOĞUSUNA ÇEKİLMESİNİ MÜTEAKİP HÜKÜMET MERKEZİNİN KAYSERİYE NAKLİ İÇİN 25 TEMMUZ 1921 TARİHİNDE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN YAPTIĞI GİZLİ OTURUM VE VERDİĞİ TARİHİ KARAR

T.B.M.M Hükümetin isteği üzerine gizli oturuma geçmişti. Fevzi (ÇAKMAK) Paşa kürsüye geldi şunları söyledi:

“Düşmanı Ankara batısında, Sakarya mevzilerinde karşılamaya hazırlanıyoruz. Fakat biz Ankara´da kaldıkça, ordu, daima Ankara´yı korumak zorunluluğunu duyacak ve serbestçe savaşamayacaktır. Bakanlar Kurulu, orduyu manevralarında serbest bırakmak için hükümet merkezimizin Kayseri´ye naklini uygun görmektedir.“

Bir şaşkınlık sessizliğinden sonra Meclis patladı:
“Hayırr! Aslaaa! Olmaz öyle şey!!!”
Çoğu ayağa kalkmıştı. Bazıları sıraları yumrukluyordu. Fevzi Paşa konuşmasını gürültüler arasında sürdürerek sözünü zorlukla tamamlayabildi:
“Bu iki hususun görüşülerek karara bağlanmasını rica ediyorum.“
Kürsüden indi. Erzurum Milletvekili Durak Bey (Sakarya) kürsüye yürürken bağırdı:

“Söz istiyorum!”

Oturumu yöneten Dr. Adnan Bey´in cevabını beklemeden kürsüye çıktı: “Efendiler! Biz bu davaya başladığımız gün, elimizde ne böyle bir ordu vardı, ne bu kadar silah. Bugün eskiye nispetle çok kuvvetliyiz. Bu sebeple Bakanlar Kurulu´nun önerisini reddediyorum..”

Alkışlar yükseldi.

“..Halk gidebilir. Ailelerimiz gidebilir. Memurlar gidebilir. Herkes gidebilir.“ Cebinden silahını çıkarıp kürsünün üstüne koydu:
“..Ama biz, elimizde silah, burada öleceğiz. Hiçbirimiz şehitlerimizden daha büyük değiliz“

Meclis ayağa fırlayıp Durak Bey´i alkışlamaya başladı. Bakanlar Kurulu´nun önerisini her reddeden yoğun alkışla destekleniyordu. Ama birkaç milletvekilinin telaşa kapıldığı da gözleniyordu. Son olarak beklenilmez bir şey oldu, o güne kadar hiç söz alıp konuşmamış olan Tunceli Milletvekili Diyap Ağa´nın elini kaldırdığı görüldü. Dr. Adnan Bey inanamadı, sordu:

“Söz mü istiyorsunuz Diyap Ağa?”
“He ya.“
“Buyrun:”

Meclis sustu. Sakalı göğsüne inen Diyap Ağa ağır ağır kürsüye geldi. Gözlerini kısarak Meclis´i süzdü, “Lafım kısadır.“ dedi, “..biz buraya kaçmaya mı geldik, yoksa kavga ederek ölmeye mi?”
Kürsüden indi.
Meclis alkıştan yıkılacaktı.

Milletvekillerinin isteği üzerine Samsun Mahkemesi de eklenerek, üç yeni İstiklal Mahkemesinin kurulması oybirliği ile kararlaştırıldı. Bu mahkemelere ilerde Yozgat İstiklal Mahkemesi de katılacaktır. Hükümet arşivlerinin Kayseri´ye taşınması kabul edildi.
Seçilecek bir kurul Sakarya doğusuna çekilen orduya Meclis´in selamını götürmek için cepheye gidecekti.

MUSTAFA KEMAL PAŞA´NIN T.B.M.M TARAFINDAN BAŞKOMUTANLIĞA ATANMASI VE TÜRK ORDUSUNUN KOMUTA KADEMESİNDE YENİDEN TEŞKİLATLANMA
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk tarihinde bir dönemeç niteliği kazanan bu büyük savaş ve görkemli zaferden sonra başkomutan Mustafa Kemal Paşa´ya 19 Eylül 1921´de 153 sayılı kanunla ″mareşallik“ rütbesi ve ″gazilik“ ünvanı verdi. Bundan sonraki aşama emperyalizmin desteklediği son düşmanı da denize dökmekti. Bunun için 26 Ağustos 1922´ye kadar bir hazırlık için beklemek gerekecekti.

5 AĞUSTOS 1921´de Başkomutanlık yetkisini Mustafa Kemal Paşa´ya veren kanunun kabulü üzerine Mustafa Kemal Paşa doğrudan doğruya Başkomutanlığı üzerine almış; Genelkurmay Başkanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı Karargâhları´ndan Başkomutanlık Karargâhı´nı kurmuş ve bu iki kademenin müşterek çalışmalarını sağlamak için Başkomutanlığa bağlı Başkomutanlık kalemini teşkil etmiştir.

Başkomutanlık Kalemi;

* Bir başkan
* Bir emir subayı
* İki kurmay subay
* Bir evrak memurundan oluşmuştur.

Yeni teşkilatta, Başkomutan; Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa´dır.
Sakarya Meydan Muharebesi´nde Başkomutanlık Karargâhı´nın Alagöz´de kurulmasıyla, Başkomutanlık, Genelkurmay Başkanlığı ve Batı Cephesi Komutanlığı Karargâhları´nın bir arada çalışması, harekâtın iyi bir şekilde sevk ve idaresini sağlamıştır.

Eskişehir — Kütahya Muharebeleri´nden sonra Mustafa Kemal Paşa´nın daveti üzerine İstanbul´da bulunan Kurmay Albay Asım Gündüz Batı Cephesi Karargâhı´na katılmış ve Batı Cephesi Kurmay Başkanlığı görevini üzerine almıştır. Bu surette Batı Cephesi Karargâhı´nda Kurmay hizmetleri üst bir seviyeye yükselmiştir.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Sakarya Muharebeleri´ne ait buhranlı ve sevinçli bilgileri bu karargâhta almıştır. Atatürk 23 Ağustos´tan 13 Eylül 1921 tarihine kadar 22 gün, 22 gece aralıksız devam eden savaşı bu binadan idare etmiş, bütün planlarını burada hazırlamış, tarihi kararları burada vermiştir.

SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİDE 23 AĞUSTOS – 13 EYLÜL 1921
TÜRK VE YUNAN ORDULARININ KUVVET YAPISI NASILDI?

Sakarya´ya çekilen Türk kuvvetleri hakkında anlatılanlar çeşitlidir. Bazı yazarlar, Kütahya-Eskişehir hattında 70.000 kadar hesap edilen Türk kuvvetinden Sakarya gerisine ancak 15.000 kadarının ulaşabildiğini yazarlar. Fakat Sakarya muharebesi izlenince, bunun doğru olmadığı görülür. Çünkü bu muharebeye fiilen katılan kurmaylar ve mesela Garp cephesi karargâhında vazife gören Cevdet Kerim (İncedayı, mebus-vekil) Sakarya harbinde Türk gücünü 55.000 tüfek, 241 makineli tüfek, 164 top olarak yazar. Diğer yazarlar bunu doğrulayıcıdır. 100 kilometrelik hareketli bir cephe üstünde daha başka türlü dayanmak imkanı da yoktur. Yunan kuvvetine gelince, onların savaşa 75.000 kadar tüfek, 300 kadar top ve Türklerinkinin birkaç misli fazla makineli tüfek çokluğu anlaşılmaktadır.

SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİDE 23 AĞUSTOS – 13 EYLÜL 1921

Yunan Ordusu 14 Ağustos 1921 günü üç koldan

Yunan ordusu,14 Ağustos 1921 günü üç koldan Sakarya´ya doğru yürüyüşe geçti. Yunan ordusunun planı Türk ordusunun batıya dönük cephesi karşısına bir tümen bırakıp bütün birliklerini Sakarya güneyinde toplamak, Türk cephesini yarmak ve sol kanadını kuşatmaktı. Böylece milli orduyu yok etmiş olacaklardı. General Papulas ve kurmay heyeti bu sonucu alacaklarına inanıyorlardı. 23 Ağustos 1921 Salı sabahı Sakarya Meydan Muharebesi başladı. Yunan ordusu bütün gücüyle taarruza geçti. Yunan birlikleri Türk sol kanadını kuşatmak için sağ kanadını sürekli uzatıyordu ama karşısında daima o kanada kaydırılmış fedakâr bir Türk birliğini buluyordu. Cephenin uzunluğu 100 kilometreyi geçmişti. Mustafa Kemal Paşa tarihe geçen ünlü emrini verdi. Bu yepyeni bir savunma anlayışıydı: “Hattı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz.” Kesin olarak gerekmedikçe bir küçük tepecik bile terk edilmeyecekti. Bu alışılmamış ve özverili savunma düzeni karşısında Yunan ordusu hızla erimeye başladı. Binlerce kaybına karşı Yunan ordusu, cephe boyunca ortalama sadece on kilometre ilerleyebilmişti. Cephe gerisine sızan Türk süvarileri ikmal kollarını vurduğu için cephane, yiyecek ve benzin sıkıntısı da çekmeye başlamışlardı. Yunan karargâhındaki iyimserlik yerini giderek derin bir kaygıya bıraktı. Durum Yunan ordusunun aleyhine döndüğü için taarruz sırası Türk ordusuna gelmişti. 10 Eylül 1921 Cumartesi günü sabahı Türk karşı taarruzu başladı. Sağ kanatta ilk hamlede Duatepe geri alındı ve süngü pırıltıları içinde al sancaklar göğe yükseldi. Sol kanatta da süvari kolordusu kaçan düşman artçılarının peşine düşmüştü.

Yunan hükümeti ordunun geri çekilmesini onayladı. Oysa Yunan ordu karargâhı Sakarya batısına geçmişti bile. General Papulas, ordusunu, bütünüyle mahvolmadan kurtarıp geriye çekilebilme telaşı içindeydi. Yunan Genelkurmay Başkanı General Dusmanis durumu şöyle özetleyecekti: “Yunan ordusunun kaçmaktan başka bir karar verebilecek güçleri kalmamıştı.” Yunan ordusu muharip kuvvetinin yarısını Sakarya´ da kaybetmiş, taarruz gücünü yitirmiş bir şekilde bütünüyle Sakarya nehrinin batısına geçmişti.

SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ SONUNDA TÜRK VE YUNAN ORDULARININ VERDİKLERİ KAYIPLAR

Sakarya Meydan Muharebesi sonunda, Türk ordusunun zayiatı; 5.713 şehit 18.480 yaralı, 828 esir ve 14.258 kayıp olmak üzere toplam 49.289´dur. Yunan ordusunun zayiatı ise 3.758 ölü, 18.955 yaralı, 354 kayıp olmak üzere toplam 23.067´dir.
General Papulas ve kurmay heyeti bu sonucu alacaklarına inanmıyorlardı.

İSMET PAŞA´NIN ZAFERLE İLGİLİ OLARAK BAŞKOMUTANLIĞA GÖNDERDİĞİ MESAJI

Başkomutanlığa,

23 Ağustos´tan bu yana süren Sakarya Meydan Savaşı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordusu´nun kesin zaferiyle sonuçlanmıştır. Üç gündür süren genel karşı taarruzun etkisiyle bugün öğleden sonra düşman ordusu yenik olarak ve tümüyle Sakarya ırmağı batısına atılmış bulunuyor. Düşmanı aralıksız izliyoruz.
13.9.1921
Batı Cephesi Komutanı İsmet

BAŞKOMUTAN GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA 20 EYLÜL 1921´DE ORDUYA ŞÖYLE BİR BİLDİRİ YAYINLADI

Başkomutanlık
Orduya Bildiri

Arkadaşlar! Milletimizi yabancıların elinde köle olmuş görmemek için giriştiğimiz bu muharebede Sakarya Zaferi gibi adı her zaman anılacak yeni ve büyük bir zafer kazandınız. Benim gibi yaşamını yıllardan beri saflarınızın yanında geçirmiş olan bir silah arkadaşınız; ezilmiş, kahredilmiş düşmanın geri çekilmesinden sonra sizler için duyduğum değeri ve hayranlığı, minnet ve şükranı ordunun her bireyi ve

memleketin her yönünden duyulacak kadar yüksek sesle söylemeye gerek gördüm. Sakarya boyunda verdiğimiz muharebe önceki birçok muharebelerimizde olduğu gibi anayurdun yalnız bir köşesini ufak veya büyük bir parçasını tehlikeye düşürüyordu. Orada biz bütün memleket, bütün varlığımız ve bağımsızlığımız pahasına denecek kadar önemli büyük bir muharebeye giriştik. 21 gün 21 gece bir milletin bağımsızlık düşüncesiyle bir milletin saldırı ve yağma düşüncesi birbiriyle boğuştu. Sizin, başını eğmeye razı olmayan bağımsızlık düşünceleriniz, gururla ilerleyen düşmanı geri çekilmek zorunda bıraktı. Kızgın bir ufuk üzerinde tüten ve yanan yüzlerce köylerimizi arkasında bırakarak, düşman ordusu ceza önünde kaçan bir cani gibi geldiği yerlere gidiyor. Hâlbuki o, bir muharebe değil, yalnız bir akın düşünüyordu. Düşünce ve imanın güçlü ve salt kuvvetine kazandığınız zafer kadar büyük bir kanıt olmaz. Mazlum milletimizi tarihinin en tehlikeli bir zamanında yeniden ışığa ve kurtuluşa kavuşturan bu muharebede sizin Başkomutanınız olmaktan dolayı bir insan yüreği için alın yazısı olabilecek en derin mutluluğu ve kıvancı duydum.
“Komutanlara”

Tehlike büyüdükçe yükselen azim ve tedbirlerimiz, derin ve ince zekalarınızla muharebenin başarılı bir surette sevk ve idaresinde gösterdiğiniz üstün değerlilik için:
“Subaylara”

Trablusgarp, Balkan ve Dünya Savaşı´ndan henüz çıkmış iken bir ateşten diğerine geçerek milletin istiklal savaşında tuttuğunuz yer genç ve çok değerli başlarınız üzerinde dönen yeni ölüme karşı gösterdiğiniz canını esirgememezliği yüreklerinizde ışıldayan ve bize zafer yolumuzu aydınlatan, millet aşkını bütün bir heyecanla seyrettiğim sayısız kahramanlıklarınız için:

“Erlere”

Kurtuluş için yaptığımız bu savaştan çok daha önce sizi başka muharebe meydanlarında da tanımış idim. Dünyanın hiç bir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rastlanmamıştır. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı sendedir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle hiç bir korkunun yıldıramadığı demir gibi temiz yüreğinle düşmanı sonunda alt eden büyük çaban için minnet ve şükranımı söylemeyi kendime en değerli bir borç bilirim.

Sizin gibi Komutanları, subayları, erleri olan bir millete yabancı elleri altında köle olmak olanaklı değildir. Bu kez Türkiye Büyük Millet Meclisi´nin benim için yeni bir rütbe ve gazilik ünvanı ile beliren iltifatlar doğrudan doğruya sizindir. Milletin verdiği bu rütbe ile yükselen ordudur: onurlu ve en ulu bir savaş ile seçkin olan yine ordudur. Sizin kahramanlığınızla sizin gösterdiğiniz sonsuz fedakârlıklar pahasına kazanılan büyük zaferin milletçe beğenildiğini gösteren bu ünvanı ve rütbeyi ancak size mal ederek, bütün askerlik yaşantımın en büyük kıvanç sermayesi olarak taşıyacağım. Ulu Tanrı giriştiğimiz kurtuluş savaşında onurlu silah arkadaşlarıma kendilerini ayırt eden soyluluğun, yiğitlinin, kahramanlığın hakkı olan kesin kurtuluşu da nasip etsin. 20 Eylül 1921.  Başkomutan Mustafa Kemal. Haber Merkezi

 

 

CEVAPLA